Sık sık meydanlara salınan amcalarla teyzeler bağırıyor:
“Bergama’daki altın çıkarılmasın!” Eee?
“Afyon’da da çıkarılmasın!” Sonra?
“Şimdi de İzmir Ovacık’takine dokunulmasın!”
Aman ne güzel...
Her yıl Almanya, Amerika ve Güney Afrika’dan tonlarca altın alalım, kendi altın yataklarımızın turşusunu kuralım.
Duyun, anlayın ve üzülün!.. Böyle ilkel bir tavır ancak bizim ülkede taraftar bulabilir. Aferin!..
Güdümlü itirazlar, uzaktan kumandalı bağırışlar zaman zaman çok saygın basınımızda(!) haklı görülüyorsa bu, hadsizliğin daniskası anlamına gelir...
Böylesine merhametsiz bir anlayış; insanımıza, ekonomiye ve her cins gelişmeye eziyet-tir, köstektir, cehalettir...
Hangi ülke (var iken) kendi madeninden, servetinden yararlanmıyor söyler misiniz? Bol patırtılı senaryolar, soyunup dökünüp yollara düşmeler, en can yakanından hamlıktır...
Hani siz hümanist idiniz, insanseverliğiniz dillere destandı? Demek ortalığı kandırıyordu-nuz? Artık kendinize gelin, gülünç oluyorsunuz.
Petrol varsa çıkaralım.
Elması, doğal gazı da çıkaralım.
Peki altın?
Aman, sakın ha, cıss!.. Onun ancak turşusu kurulur.
Uyan Türkiye! Bu işin arkasında iş var. Hâlâ mı şüphedesin?
Gürbüz Azak (Haber Kuşağı 03.07.2006)
|