Hoş Geldiniz...

Kategori :  Genel

Geri Dön  | Blog Anasayfa | Anasayfa


29.02.2008 14:31:24


Not Defteri


Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:

"Mazhar not defterin yanında mı?"
"Hayır paşam."
"Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel."

Mazhar Müfit Kansu'nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini görünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra: "Ama bu defterin, bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, şartım bu..."

Paşa'nın şartı kabul edildi. Bundan sonrasını olayın şahidi Mazhar Müfit Kansu'nun ağzından dinliyoruz: "Öyleyse tarih koy" dedi. Koydum: 7-8 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.

"Pekala yaz" diyerek devam etti. "Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır... Bu bir. İki Padişah ve Haneden hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Üç örtünme kalkacaktır. Dört Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir."

Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme bakıyordu. Bu, gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu. Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum. "Neden duraksadın?" dedi. "Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var" dedim.
Güldü...

"Bunu zaman gösterir, sen yaz" dedi. "Beş Latin harflerini kabul etmek." "Paşam yeter, yeter..." dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: "Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter" dedim.

Defterimi kapattım. "Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşçakalın" dedim. Yanından ayrıldım. Gerçekten gün ağarmıştı. O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal'i doğruladığını ve Mustafa Kemal'in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunu tarih önünde açıklamalıyım...

Aradan yıllar geçmişti...

Çankaya'da akşam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum'da örtünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti" demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders daha verdi.

Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu'ndan dönüyordu. Ankara'ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu. Ben de kapı önünde bulunuyordum. Manzarayı görünce gözlerime inanamadım!...

Kendisinin yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı'nın başında da bir şapka vardı. Kendisi ne ise ne? Fakat kendisini karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet İşleri Başkanına da şapkayı giydirmişti. Ben hayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanına çağırdı ve şöyle dedi: "Azizim Mazhar bey, kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?"

ÇEŞİTLİ MAKALELERDEN ALINTIDIR.



  • Facebook'ta Paylaş
  • Delicious'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
  • Digg'te Paylaş
  • Stumbleupon'da Paylaş
  • RSS Feed


 Yazan :  yılmaz erşan
 Tarih :  30.04.2008 15:17:17
 Yorum :  abi tarafsız davranıp o zamanın önemli şahsiyetlerinden birinden alıntı yapmışsın artık iyilikler söylendiği gibi hakikatlerde söylenmeli

Yorum eklemek ister misiniz?

 Adınız, Soyadınız :  
 Mail Adresiniz :
 Yorumunuz :


Bilgisayar
Genel
Fıkra
Şiir
Su ile Çiçek
Çalakalem

Gitmekle Kalmak Arasıdır
“Hâlâ”dır aradığın!..
ALLAHAISMARLADIK
Ne Çıkar
İncitmeyecek Kadar Uzak, Üşümeyecek Kadar Yakın

Asrın Büyük Aktörü
Her Gün Bayram
Alta Tükürsek Sakal Üste Tükürsek Bıyık
Yanlış Kararlar
Kredi Kartı ve Sinan Aygün

 Bu blogda yazar olmak istiyorsanız tıklayın...


Tavsiye edilen tarayıcı


6.0 ve üstü

Ayrıntılı bilgi için
tıklayın...