Yılmaz Erdoğan’ın futbola olan merakını bilmeyen yok. İşte onun penceresinden değerlendirmeler: “Takım yeniliyor, teknik direktör düşünüyor ‘5 dakika sonra basının karşısına çıkacağım, yarın da şehirde sokağa çıkacağım. Ben şimdi ne yapsam, ne söylesem de yarın yolda rahat yürüsem.’ Aslında iyi hoca şunu bilir yani. Bu 3 ihtimalli bir maçtır. Her ihtimalde önceden ne söyleyeceğini bilir aslında. Maçın sonucuna göre tavır değiştirmez, iyi hocaların hepsi böyledir. Mesela çok usta yabancı hocalarda hep gördüğüm şey, anlık coşkulara fazla kaptırmazlar kendilerini. Çünkü futbol her gün değişen bir iklim. Gerçi bu, aşırı bir ruhsuzluk da getiriyor, ondan hiç hoşlanmıyorum. Benim sevdiğim hoca maçın içinde olan, benim gibi maç seyredendir yani. Bence oyunculuk da budur. Herkes bilir, pozisyon geçer, seni çekerler. Futbolcu da bunu bilmelidir aslında. Yani şutu çektin, yakından gitti, onun arkasından burnunu temizleme kardeşim!.. Bil artık, bu kamera seni çekecek. Bunu ustası bilir. Bu iş artistik bir iştir. Bir keresinde bir yönetici bence asrın son sözünü söyledi “Galip gelen kazansın” dedi. Konuştu, konuştu, konuştu en sonunda dedi ki, “Ama” dedi, “Tek dileğimiz galip gelen kazansın.” Ben de dedim ki “Epeydir öyledir, öteden beridir galip gelen kazanır.” Kesin bir dilekti, gerçekleşti nitekim, o hafta hep galip gelenler kazandı...”
|